Kanko, “Milyonlar yoksulluğa mahkûm ediliyor”

SİYASET 27.08.2026 - 10:50, Güncelleme: 27.08.2026 - 13:11
 

Kanko, “Milyonlar yoksulluğa mahkûm ediliyor”

Kanko, “Milyonlar yoksulluğa mahkûm ediliyor”
YENİ Parti Kocaeli Milletvekili Prof. Dr. Mühip Kanko, Türkiye’de giderek derinleştiğini belirttiği servet eşitsizliği ve yoksulluk sorununa ilişkin açıklamalarda bulundu. Uluslararası finans kuruluşlarının hazırladığı küresel servet ve gelir dağılımı raporlarındaki verilere dikkat çeken Kanko, uzun süredir uygulanan ekonomi politikalarının toplumun geniş kesimlerinin alım gücünü düşürdüğünü, ülkenin kaynaklarının ise dar bir kesimin elinde toplandığını savundu. Türkiye’deki toplam servetin yaklaşık 74 trilyon lira düzeyinde olduğunu ifade eden Kanko, bu tutarın yaklaşık yüzde 41’ine karşılık gelen 30 trilyon liralık bölümünün nüfusun yalnızca yüzde 1’ine ait olduğunu söyledi. Servet dağılımındaki dengesizliğin toplumun büyük bölümünü giderek daha ağır bir geçim mücadelesiyle karşı karşıya bıraktığını belirten Kanko, ekonomik büyümenin vatandaşların yaşam koşullarına aynı ölçüde yansımadığını ifade etti. “TÜRKİYE’NİN SERVETİ BÜYÜRKEN VATANDAŞ NEDEN YOKSULLAŞIYOR?” Türkiye’de bir tarafta ülke servetinden büyük pay alan küçük bir kesim, diğer tarafta ise hayat pahalılığı altında geçinmeye çalışan milyonlarca vatandaş bulunduğunu belirten Kanko, bu tablonun yalnızca ekonomik açıdan değerlendirilmemesi gerektiğini söyledi. Kanko, “Nüfusun yüzde 1’i servetin yaklaşık yüzde 41’ine sahipken toplumun ezici çoğunluğu kalan servet üzerinden yaşam mücadelesi veriyor. Bu tablo ekonomik olduğu kadar sosyal adalet açısından da alarm vericidir” dedi. Gelir ve servet dağılımındaki eşitsizliğin toplumsal yapıyı da olumsuz etkilediğini dile getiren Kanko, ülke kaynaklarının toplumun tamamının refahını yükseltecek şekilde kullanılmasını istedi. “KÖTÜ YÖNETİMİN FATURASI VATANDAŞA KESİLİYOR” Türkiye’de son 25 yılda uygulanan ekonomi politikalarının gelir adaletsizliğini artırdığını savunan Kanko, hükümetin ekonomi yönetimini eleştirdi. Yüksek enflasyon ve faiz politikalarının vatandaşın alım gücünü erittiğini belirten Kanko, adaletsiz olduğunu savunduğu vergi sistemi ile üretimden uzaklaşan ekonomik modelin toplumun geniş kesimlerini yoksullaştırdığını ileri sürdü. Kanko, “Yüksek faiz, yüksek enflasyon, adaletsiz vergi sistemi, üretimden uzaklaşan ekonomi ve kamu kaynaklarının belirli çevrelere aktarılması vatandaşın alım gücünü eritti. Türkiye’nin kaynakları toplumun tamamının refahını artırmak yerine dar bir kesimin zenginleşmesine hizmet eder hâle geldi” ifadelerini kullandı. “BU DÜZEN SÜRDÜRÜLEBİLİR DEĞİLDİR” Ekonomik büyümenin tek başına bir başarı ölçütü olarak değerlendirilemeyeceğini söyleyen Kanko, oluşan zenginliğin toplumun bütün kesimlerine adil biçimde dağıtılması gerektiğine dikkat çekti. Milyonlarca vatandaşın barınma, beslenme ve diğer temel ihtiyaçlarını karşılamakta zorlandığı bir ortamda servetin küçük bir kesimde yoğunlaşmasının kabul edilemeyeceğini belirten Kanko, şunları söyledi: “Bir ülkenin zenginleşmesi, o zenginliğin adil paylaşılmasıyla anlam kazanır. Türkiye’de milyonlarca insan temel ihtiyaçlarını karşılamakta zorlanırken servetin küçük bir kesimde yoğunlaşması kabul edilemez. Ekonominin amacı belirli bir yüzdeyi daha da zenginleştirmek değil, 85 milyonun refahını yükseltmek olmalıdır.” ADİL VERGİ SİSTEMİ ÇAĞRISI Türkiye’nin ekonomik sorunlarının kalıcı biçimde çözülebilmesi için üretime ve istihdama dayalı yeni bir modele ihtiyaç duyulduğunu ifade eden Kanko, vergi yükünün toplum kesimleri arasında adil biçimde dağıtılması gerektiğini belirtti. Hukukun üstünlüğü ve liyakat ilkelerinin ekonomik güven açısından taşıdığı öneme de değinen Kanko, günü kurtarmaya yönelik uygulamalar yerine uzun vadeli ve üretken politikaların hayata geçirilmesi çağrısında bulundu. Türkiye’nin kaynaklarının üretim, istihdam ve toplumsal refaha yönlendirilmesi gerektiğini dile getiren Kanko, açıklamasını şu sözlerle tamamladı: “Türkiye’nin ihtiyacı günü kurtaran politikalar değil; hukukun üstünlüğüne, liyakate, üretime ve adil vergi sistemine dayanan yeni bir ekonomik düzendir. Servetin tabana yayıldığı, emeğin karşılığını aldığı ve hiçbir vatandaşın yoksulluğa mahkûm edilmediği bir Türkiye mümkündür. Türkiye’nin kaynakları bir avuç insanın değil, milletin tamamının hakkıdır.”
Kanko, “Milyonlar yoksulluğa mahkûm ediliyor”

YENİ Parti Kocaeli Milletvekili Prof. Dr. Mühip Kanko, Türkiye’de giderek derinleştiğini belirttiği servet eşitsizliği ve yoksulluk sorununa ilişkin açıklamalarda bulundu. Uluslararası finans kuruluşlarının hazırladığı küresel servet ve gelir dağılımı raporlarındaki verilere dikkat çeken Kanko, uzun süredir uygulanan ekonomi politikalarının toplumun geniş kesimlerinin alım gücünü düşürdüğünü, ülkenin kaynaklarının ise dar bir kesimin elinde toplandığını savundu. Türkiye’deki toplam servetin yaklaşık 74 trilyon lira düzeyinde olduğunu ifade eden Kanko, bu tutarın yaklaşık yüzde 41’ine karşılık gelen 30 trilyon liralık bölümünün nüfusun yalnızca yüzde 1’ine ait olduğunu söyledi. Servet dağılımındaki dengesizliğin toplumun büyük bölümünü giderek daha ağır bir geçim mücadelesiyle karşı karşıya bıraktığını belirten Kanko, ekonomik büyümenin vatandaşların yaşam koşullarına aynı ölçüde yansımadığını ifade etti.

“TÜRKİYE’NİN SERVETİ BÜYÜRKEN VATANDAŞ NEDEN YOKSULLAŞIYOR?”

Türkiye’de bir tarafta ülke servetinden büyük pay alan küçük bir kesim, diğer tarafta ise hayat pahalılığı altında geçinmeye çalışan milyonlarca vatandaş bulunduğunu belirten Kanko, bu tablonun yalnızca ekonomik açıdan değerlendirilmemesi gerektiğini söyledi. Kanko, “Nüfusun yüzde 1’i servetin yaklaşık yüzde 41’ine sahipken toplumun ezici çoğunluğu kalan servet üzerinden yaşam mücadelesi veriyor. Bu tablo ekonomik olduğu kadar sosyal adalet açısından da alarm vericidir” dedi. Gelir ve servet dağılımındaki eşitsizliğin toplumsal yapıyı da olumsuz etkilediğini dile getiren Kanko, ülke kaynaklarının toplumun tamamının refahını yükseltecek şekilde kullanılmasını istedi.

“KÖTÜ YÖNETİMİN FATURASI VATANDAŞA KESİLİYOR”

Türkiye’de son 25 yılda uygulanan ekonomi politikalarının gelir adaletsizliğini artırdığını savunan Kanko, hükümetin ekonomi yönetimini eleştirdi. Yüksek enflasyon ve faiz politikalarının vatandaşın alım gücünü erittiğini belirten Kanko, adaletsiz olduğunu savunduğu vergi sistemi ile üretimden uzaklaşan ekonomik modelin toplumun geniş kesimlerini yoksullaştırdığını ileri sürdü. Kanko, “Yüksek faiz, yüksek enflasyon, adaletsiz vergi sistemi, üretimden uzaklaşan ekonomi ve kamu kaynaklarının belirli çevrelere aktarılması vatandaşın alım gücünü eritti. Türkiye’nin kaynakları toplumun tamamının refahını artırmak yerine dar bir kesimin zenginleşmesine hizmet eder hâle geldi” ifadelerini kullandı.

“BU DÜZEN SÜRDÜRÜLEBİLİR DEĞİLDİR”

Ekonomik büyümenin tek başına bir başarı ölçütü olarak değerlendirilemeyeceğini söyleyen Kanko, oluşan zenginliğin toplumun bütün kesimlerine adil biçimde dağıtılması gerektiğine dikkat çekti. Milyonlarca vatandaşın barınma, beslenme ve diğer temel ihtiyaçlarını karşılamakta zorlandığı bir ortamda servetin küçük bir kesimde yoğunlaşmasının kabul edilemeyeceğini belirten Kanko, şunları söyledi: “Bir ülkenin zenginleşmesi, o zenginliğin adil paylaşılmasıyla anlam kazanır. Türkiye’de milyonlarca insan temel ihtiyaçlarını karşılamakta zorlanırken servetin küçük bir kesimde yoğunlaşması kabul edilemez. Ekonominin amacı belirli bir yüzdeyi daha da zenginleştirmek değil, 85 milyonun refahını yükseltmek olmalıdır.”

ADİL VERGİ SİSTEMİ ÇAĞRISI

Türkiye’nin ekonomik sorunlarının kalıcı biçimde çözülebilmesi için üretime ve istihdama dayalı yeni bir modele ihtiyaç duyulduğunu ifade eden Kanko, vergi yükünün toplum kesimleri arasında adil biçimde dağıtılması gerektiğini belirtti. Hukukun üstünlüğü ve liyakat ilkelerinin ekonomik güven açısından taşıdığı öneme de değinen Kanko, günü kurtarmaya yönelik uygulamalar yerine uzun vadeli ve üretken politikaların hayata geçirilmesi çağrısında bulundu. Türkiye’nin kaynaklarının üretim, istihdam ve toplumsal refaha yönlendirilmesi gerektiğini dile getiren Kanko, açıklamasını şu sözlerle tamamladı: “Türkiye’nin ihtiyacı günü kurtaran politikalar değil; hukukun üstünlüğüne, liyakate, üretime ve adil vergi sistemine dayanan yeni bir ekonomik düzendir. Servetin tabana yayıldığı, emeğin karşılığını aldığı ve hiçbir vatandaşın yoksulluğa mahkûm edilmediği bir Türkiye mümkündür. Türkiye’nin kaynakları bir avuç insanın değil, milletin tamamının hakkıdır.”

Habere ifade bırak !
Habere ait etiket tanımlanmamış.
Okuyucu Yorumları (0)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve gebzehurses.com sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.