Yüce Allah şöyle buyurmuştur: “Göklerin ve yerin yaratılışı hakkında derin derin düşünürler. Yüce Allah şöyle buyurmuştur: “Onlar Kur’an’ı düşünmüyorlar mı? Yoksa kalpleri kilitli mi?”
Hz. Peygamber (s.a.a) şöyle buyurmuştur: (Oturup) biraz düşünmek, bir yıl boyunca ibadet etmekten daha iyidir.
Hz. Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: Düşünmek, insanı, iyiliklere sevk eder.
Hz. Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: Tefekkür ve düşünmekle kalbini uyandır, yatağını gecenin karanlığından ayır ve rabbinden sakın.
Hz. Peygamber (s.a.a) şöyle buyurmuştur: Yüce Allah’ın nimetleri üzerine düşünün ancak Allah’ın zatında düşünmeyin zira siz buna varmaktan acizsiniz.
İmam Muhammed Bakır (a.s) şöyle buyurmuştur: Allah’ın zatında düşünmekten sakının. Ancak Allah’ın azametini görmek istediğinizde yarattıklarının azametine bakın.
İmam Cafer-i Sadık (a.s) şöyle buyurmuştur: Allah’ın zatında düşünenler helak oldular.
Hz. Ali’nin buyurmuş olduğu tefekkür, yani insanı iyiliklere yönlendiren tefekkür, kulun yapmış olduğu iyilikler ve kötülükler üzerine düşünmesidir. İnsan, yapmış olduğu iyilikleri tekrar bir gözden geçirip bu iyilikleri eksiklik veya kemal yönüyle denetlemeli, kötülüklere yakın olup olmadığına, şirk ve riya taşıyıp taşımadığına bakmalıdır. Kul, bu tür bir düşünceyi hayatının alışkanlıklarından biri haline getirirse ve bütün hallerini denetlemeyi kendisine bir görev bilerse, zamanla bu özellik onu ileriye doğru adım atmaya, yaptığı iyilikleri güzelleştirmeğe, hatalarını telafi etmeğe, kendisini Allah’tan uzaklaştıran durumlardan uzak durmaya ve tövbe ile Allah’a dönmeye yönlendirecektir.
Bazen insan, Yüce Allah’ın sıfatları, Allah’ın fiilleri, örneğin insanlara olan lütfunu, insanlara yaptığı ihsan ve iyilikleri, insanlara vermiş olduğu sayısız nimetleri, bu nimetlere karşın onlardan istemiş olduğu ve kolaylıkla yapabilecekleri işleri, en ufak işler karşısında vermiş olduğu onca büyük sevap vaatlerini, Yüce Allah’ın yeryüzü, gökler ve bütün varlıklar üzerindeki ihata ve sultasını düşünür. Bu tür düşünceler ister istemez insanı iyiliklere yönlendirir, Allah yoluna sevk eder ve günahlardan uzak durmasına vesile olur. Bu, orta seviyeli insanların tefekkür ve düşüncesidir.
İmam Rıza (a.s), “İbadet, namaz ve orucun çokluğu değil, Allah’ın yaptıkları üzerine düşünmektir” buyururken bu tür bir düşünceye işaret etmişlerdir.
İmam Cafer Sadık’a (a.s) insanların dilinde dönüp dolaşan “biraz düşünce bir gece ibadet etmekten daha iyidir” hadisi, “Nasıl düşünmeliyiz?” şeklinde sorulunca şöyle buyurdu: Yıkık bir binanın yanından geçerken kendi kendine şöyle demektir: Nerededir bir zaman burada oturan insanlar? Nerededir bu binayı yapan insanlar? Neden artık konuşmuyorlar? Bu tür tefekkür, değer olarak önceki tefekkürden daha aşağı bir seviyededir. Bu aşamadaki insanlar da tümüyle aynı seviyede değildir ve farklı seviyelere sahiptirler.