TARİHÇİNİN NOT DEFTERİ
Köşe Yazarı
TARİHÇİNİN NOT DEFTERİ
 

Kurtuluş Savaşı’nda Yunan Ordusuna Sızan Türk Casus: (Gâvur) Mümin Aksoy

            I. Dünya Savaşı, Osmanlı Devleti adına 30 Ekim 1918 tarihinde imzalanan Mondros Mütarekesi ile son bulmuş, Anadolu halkı Mustafa Kemal Paşa öncülüğünde direnişe geçerek Türk İstiklâl Mücadelesi’ni başlatmıştı. Bu mücadelede Doğu, Güney ve Batı Cephelerinde büyük destanlar yazıldı ve Anadolu düşman işgalinden kurtuldu. Bu süreçte Türk İstiklâl Mücadelesi’ne büyük katkı sağlayan isimlerden birisi de tarihi kaynaklarda geçen adıyla “Osmanzâde Mümin” nam-ı diğer; “Gâvur Mümin”, “Hain Mümin”, “Kafir Mümin”, “Kirye Mümin” dir.             Kurtuluş Savaşı’nın en gizemli ve sıra dışı kahramanlarından birisi olan Osmanzâde Mümin Bey, 1892 (H. 1309-1310) yılında İzmir’de doğdu. Babası Osmanzâde İbrahim Bey’di. Askeri eğitimi alan Mümin Bey, 1911 yılında İstanbul İhtiyat Zabiti Mektebi’nden (Beylerbeyi Yedek Subay Okulu) yedek subay olarak mezun oldu. Mezun olduktan hemen sonra Trablusgarp Savaşı ve Balkan Savaşları’nda görev aldı. Daha sonra I. Dünya Savaşı’nda Çanakkale, Kafkas ve Kanal Cephelerinde savaştı. Kafkas Cephesi’nde Ruslara karşı savaşırken yaralandı.  I. Dünya Savaşı devam ederken 1917 yılında doğup büyüdüğü İzmir’e tayin oldu. İzmir’de 17. Kolordu Komutanlığı bünyesinde görev yapmaya başladı. İzmir’in işgalinden kısa bir süre önce 1 Mayıs 1919 tarihinde Umum Jandarma Kumandanlığı tarafından alınan kararla görev yeri değiştirildi ve İzmir Jandarma Alay Kumandanlığı bünyesinde Jandarma Yüzbaşı olarak görev yapmaya başladı.              İzmir Jandarma Alay Kumandanlığı bünyesindeki görevi 1920 yılının Mart ayına kadar devam etti. Bu süre içerisinde İzmir, Yunanlar tarafından işgal edildi ve Kuvay-ı Milliye hareketi öncülüğünde işgale karşı direnişler başladı. İzmir’in işgalini ve sonrasında yaşananları yakından takip eden Osmanzâde Mümin Bey, işgal sırasında Türk istihbaratının en önemli isimlerinden birisi olarak görev yaptı. Görevi Yunanlar’a yaklaşarak onlardan istihbarat toplamak ve bu bilgileri, Ankara’ya ulaştırarak Ankara’nın Yunanların faaliyetlerinden haberdar olmasını sağlamaktı. Dayısı olan dönemin İzmir Belediye Reisi Osmanzâde Hacı Hasan Paşa, Yunanlarla iş birliği yapmıştı. O, dayısının yaptığı bu iş birliğini fırsat bilerek Yunan Yüksek Komiserliği’nin içine kadar girmiş ve Yunanlarla ilgili elde ettiği bütün önemli bilgileri Ankara’ya aktarmıştı. Bu görevi esnasında Jandarmadaki görev kaydı silindi ve Türk ordusundaki görevi resmi olarak son buldu. Yunanlarla iş birliği yapmakla suçlandı. İzmir halkı tarafından çeşitli hakaret ve baskıya maruz kalan Osmanzâde Mümin Bey, görevi gereği kendisine karşı yapılan hakaret ve baskılara sabretmişti. Kurtuluş Savaşı’nın ilk günlerinden başlayarak Büyük Millet Meclisi kurulduğu günlerde ve sonrasında da Mustafa Kemal Paşa’ya Yunanların faaliyetleri ile ilgili stratejik ve askeri öneme sahip raporlar vermeye devam etti.   Onun verdiği bu raporlar ve bilgiler özellikle Batı Cephesi’nde Sakarya Meydan Muharebesi’nin kazanılmasında oldukça etkili oldu.             Yunanlar, Sakarya Meydan Muharebesi sonrasında onun Türk ordusu için savaşan bir casus olduğunu anladılar. Sakarya Meydan Muharebesi’nin hemen ardından ifşa olan Osmanzâde Mümin Bey, İzmir’de Yunanlar tarafından kurulan askeri mahkemede idamla yargılandı. Fakat hakkında yeterli delil bulunmadığı için Yunan Askeri Mahkemesi tarafından müebbet hapse mahkûm edildi. Hapis cezasını çekmek üzere bir subay, bir astsubay, sekiz er eşliğinde Atina’ya gönderildi.  Tutukluluğu sırasında psikolojik şiddetle birlikte işkenceye maruz kaldı. Yunanlar kaçma ve saldırı ihtimalini önlemek amacıyla onu Atina’daki hapishaneden Mora Yarımadası’nın en güneydoğusunda bulunan Palamidi Cezaevi’ne sonrasında ise Atina yakınlarında bulunan Palya İstratona Cezaevi’ne gönderdiler.              Kurtuluş Savaşı amacına ulaşıp Anadolu’daki tüm işgaller son bulduktan sonra 11 Ekim 1922 tarihinde işgalci güçler (İtilaf Devletleri) ile Mudanya Ateşkes Antlaşması imzalandı. Antlaşma gereğince Türk-Yunan esir değişimi yapılması gerekiyordu. Esir değişimi esnasında TBMM, Mustafa Kemal Paşa’nın emrine uygun olarak Büyük Taarruz sonrasında 24 Eylül 1922 tarihinde esir alınan Yunan Orduları Başkumandanı Nikolaos Trikupis’e karşılık olarak Yunan hükümetinden Mümin Bey’i talep etmekteydi. Bu durum Mustafa Kemal Paşa ve Ankara Hükümeti’nin Mümin Bey’e verdiği önemi gösteriyordu.              5 Nisan 1923 tarihinde serbest bırakılan Osmanzâde Mümin Bey, İzmir’e döndüğünde halkın büyük tepkisiyle karşılaştı.  İzmir halkı, artık onu “Gâvur Mümin” olarak tanıyordu. İzmir halkı onun yaptığı kahramanlıkları çok sonraları öğrenecek, İzmir’de Milli Mücadele’nin en önemli isimlerinden birisi olduğu anlaşılacaktı. Osmanzâde Mümin Bey, 2 Temmuz 1934 tarihinde yürürlüğe giren Soyadı Kanunu’yla “Aksoy” soyadını aldı. Mümin Aksoy, Kurtuluş Savaşı ile ilgili hatıralarını yayınlamak istediyse de o dönemin Genelkurmay Başkanı olan Fevzi Çakmak Paşa buna izin vermedi. 1923 yılından vefat ettiği 1948 yılına kadar askerlik görevine devam etti. Bu süre zarfında İzmir, Burdur, Denizli, Van gibi illerde görev yaptı.  1948 yılında Albay rütbesiyle tayin olduğu yeni görev yeri olan Hakkâri’ye giderken Hakkâri-Van arasındaki Nebrinav yaylasında zatürreye yakalandı. Zatürre kısa bir süre içerisinde vereme dönüştü. Bu ağır hastalıktan kurtulamayan Mustafa Mümin Aksoy, 25 Ocak 1948 tarihinde doğup-büyüdüğü, kurtuluşu için yıllarını verdiği İzmir’de 58 yaşında vefat etti ve İzmir’e defnedildi. Verdiği büyük mücadele ile yakın tarihimizin en önemli kahramanlarından birisi olan Mustafa Mümin Aksoy, hiç evlenmedi. Vefatından kısa bir süre önce Muhsine Hanım ile nişanlandıysa da onun vefatından dolayı evlilik gerçekleşmedi.             Vefatının ardından tek mirasçısı olan kız kardeşi İhsan Aksoy’a, 3.500 lira ölüm yardımı dışında hiçbir yardım yapılmadı, maaş bağlanmadı. Büyük bir vefasızlık sonucunda zaman içerisinde unutulan Osmanzâde Mümin Bey’in farklı hayat hikayesi, 2016-2018 yıllarında yayınlanan “Vatanım Sensin” dizisiyle yeniden gündeme geldikten sonra hayatı hakkında pek çok yazı ve kaleme alındı, hayatı birçok esere konu edildi. Onun hayat hikayesiyle ilgili en kapsamlı çalışmayı yapan ise Yaşar Aksoy oldu. Aksoy tarafından yazılan 2020 yılında Kırmızı Kedi Yayınları tarafından yayımlanan “Gâvur Mümin/Gazi Paşa’nın Casusu” adlı eser, nam-ı diğer “Gâvur Mümin” üzerine yazılan en kapsamlı eser olma özelliğini taşımaktadır, bu eser arşiv belgeleri, sözlü-yazılı ve görsel kaynaklar dikkate alınarak hazırlanmıştır. Kurtuluş Savaşı’nın bu büyük gazisinin, Mustafa Kemal Paşa ve Heyet-i Temsiliye’nin büyük casusunu bu yazı vesilesiyle rahmet ve minnetle anıyoruz. Ruhu şad olsun. KAYNAKLAR Devlet Arşivleri Başkanlığı Cumhuriyet Arşivi, 30-11-1-0/169-25-18.     Devlet Arşivleri Başkanlığı Cumhuriyet Arşivi, 30-11-1-0/185-29-11.      Ahmet Mehmetefendioğlu, “İşgal İzmir’inin ‘İlk Haini’ Kurtuluş’un ‘Son Kahramanı’ ‘Gâvur Mümin”, İzmir Tarih ve Toplum Dergisi, Ocak 2010, s. 5-9. Ahmet Mehmetefendioğlu, “9 Eylül’ün Bilinmeyen Kahramanları”, Kurtuluş Dergisi, İzmir, Eylül 2020, s. 64-70. Ayşe Hür, "'İstiklal Savaşı'nın iki casusu: Gavûr Mümin ve Mustafa Sagir", Radikal Gazetesi, 4 Mayıs Pazar 2014. Erdoğan Baysal, Yüzbaşı Gavur Mümin/Heyeti Temsiliye’nin İzmirli Casusu, Göl Kitap, İstanbul, 2011. Hüseyin Işık, “Unuttuğumuz Bir Kahraman: Mümin Aksoy”, Askeri Tarih Bülteni, Sayı: 42, Şubat 1997, s. 52–67. Yaşar Aksoy, Gâvur Mümin/Gazi Paşa’nın Casusu, Kırmızı Kedi Yayınları, İstanbul, 2020. Görsel I: (Gâvur) Mümin Aksoy’un ve İzmir’de bulunan mezarının fotoğrafları Görsel II: Mümin Aksoy’un Van Bölge Komutanlığı’na atanması ile ilgili Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi, (Kararnamede dönemin Cumhurbaşkanı İsmet İnönü, Başbakan Şükrü Saraçoğlu ve İçişleri Bakanı Hilmi Uran’ın imzaları görülmekte)  
Ekleme Tarihi: 11 Aralık 2025 -Perşembe

Kurtuluş Savaşı’nda Yunan Ordusuna Sızan Türk Casus: (Gâvur) Mümin Aksoy

            I. Dünya Savaşı, Osmanlı Devleti adına 30 Ekim 1918 tarihinde imzalanan Mondros Mütarekesi ile son bulmuş, Anadolu halkı Mustafa Kemal Paşa öncülüğünde direnişe geçerek Türk İstiklâl Mücadelesi’ni başlatmıştı. Bu mücadelede Doğu, Güney ve Batı Cephelerinde büyük destanlar yazıldı ve Anadolu düşman işgalinden kurtuldu. Bu süreçte Türk İstiklâl Mücadelesi’ne büyük katkı sağlayan isimlerden birisi de tarihi kaynaklarda geçen adıyla “Osmanzâde Mümin” nam-ı diğer; “Gâvur Mümin”, “Hain Mümin”, “Kafir Mümin”, “Kirye Mümin” dir.

            Kurtuluş Savaşı’nın en gizemli ve sıra dışı kahramanlarından birisi olan Osmanzâde Mümin Bey, 1892 (H. 1309-1310) yılında İzmir’de doğdu. Babası Osmanzâde İbrahim Bey’di. Askeri eğitimi alan Mümin Bey, 1911 yılında İstanbul İhtiyat Zabiti Mektebi’nden (Beylerbeyi Yedek Subay Okulu) yedek subay olarak mezun oldu. Mezun olduktan hemen sonra Trablusgarp Savaşı ve Balkan Savaşları’nda görev aldı. Daha sonra I. Dünya Savaşı’nda Çanakkale, Kafkas ve Kanal Cephelerinde savaştı. Kafkas Cephesi’nde Ruslara karşı savaşırken yaralandı.  I. Dünya Savaşı devam ederken 1917 yılında doğup büyüdüğü İzmir’e tayin oldu. İzmir’de 17. Kolordu Komutanlığı bünyesinde görev yapmaya başladı. İzmir’in işgalinden kısa bir süre önce 1 Mayıs 1919 tarihinde Umum Jandarma Kumandanlığı tarafından alınan kararla görev yeri değiştirildi ve İzmir Jandarma Alay Kumandanlığı bünyesinde Jandarma Yüzbaşı olarak görev yapmaya başladı. 

            İzmir Jandarma Alay Kumandanlığı bünyesindeki görevi 1920 yılının Mart ayına kadar devam etti. Bu süre içerisinde İzmir, Yunanlar tarafından işgal edildi ve Kuvay-ı Milliye hareketi öncülüğünde işgale karşı direnişler başladı. İzmir’in işgalini ve sonrasında yaşananları yakından takip eden Osmanzâde Mümin Bey, işgal sırasında Türk istihbaratının en önemli isimlerinden birisi olarak görev yaptı. Görevi Yunanlar’a yaklaşarak onlardan istihbarat toplamak ve bu bilgileri, Ankara’ya ulaştırarak Ankara’nın Yunanların faaliyetlerinden haberdar olmasını sağlamaktı. Dayısı olan dönemin İzmir Belediye Reisi Osmanzâde Hacı Hasan Paşa, Yunanlarla iş birliği yapmıştı. O, dayısının yaptığı bu iş birliğini fırsat bilerek Yunan Yüksek Komiserliği’nin içine kadar girmiş ve Yunanlarla ilgili elde ettiği bütün önemli bilgileri Ankara’ya aktarmıştı. Bu görevi esnasında Jandarmadaki görev kaydı silindi ve Türk ordusundaki görevi resmi olarak son buldu. Yunanlarla iş birliği yapmakla suçlandı. İzmir halkı tarafından çeşitli hakaret ve baskıya maruz kalan Osmanzâde Mümin Bey, görevi gereği kendisine karşı yapılan hakaret ve baskılara sabretmişti. Kurtuluş Savaşı’nın ilk günlerinden başlayarak Büyük Millet Meclisi kurulduğu günlerde ve sonrasında da Mustafa Kemal Paşa’ya Yunanların faaliyetleri ile ilgili stratejik ve askeri öneme sahip raporlar vermeye devam etti.   Onun verdiği bu raporlar ve bilgiler özellikle Batı Cephesi’nde Sakarya Meydan Muharebesi’nin kazanılmasında oldukça etkili oldu.

            Yunanlar, Sakarya Meydan Muharebesi sonrasında onun Türk ordusu için savaşan bir casus olduğunu anladılar. Sakarya Meydan Muharebesi’nin hemen ardından ifşa olan Osmanzâde Mümin Bey, İzmir’de Yunanlar tarafından kurulan askeri mahkemede idamla yargılandı. Fakat hakkında yeterli delil bulunmadığı için Yunan Askeri Mahkemesi tarafından müebbet hapse mahkûm edildi. Hapis cezasını çekmek üzere bir subay, bir astsubay, sekiz er eşliğinde Atina’ya gönderildi.  Tutukluluğu sırasında psikolojik şiddetle birlikte işkenceye maruz kaldı. Yunanlar kaçma ve saldırı ihtimalini önlemek amacıyla onu Atina’daki hapishaneden Mora Yarımadası’nın en güneydoğusunda bulunan Palamidi Cezaevi’ne sonrasında ise Atina yakınlarında bulunan Palya İstratona Cezaevi’ne gönderdiler. 

            Kurtuluş Savaşı amacına ulaşıp Anadolu’daki tüm işgaller son bulduktan sonra 11 Ekim 1922 tarihinde işgalci güçler (İtilaf Devletleri) ile Mudanya Ateşkes Antlaşması imzalandı. Antlaşma gereğince Türk-Yunan esir değişimi yapılması gerekiyordu. Esir değişimi esnasında TBMM, Mustafa Kemal Paşa’nın emrine uygun olarak Büyük Taarruz sonrasında 24 Eylül 1922 tarihinde esir alınan Yunan Orduları Başkumandanı Nikolaos Trikupis’e karşılık olarak Yunan hükümetinden Mümin Bey’i talep etmekteydi. Bu durum Mustafa Kemal Paşa ve Ankara Hükümeti’nin Mümin Bey’e verdiği önemi gösteriyordu. 

            5 Nisan 1923 tarihinde serbest bırakılan Osmanzâde Mümin Bey, İzmir’e döndüğünde halkın büyük tepkisiyle karşılaştı.  İzmir halkı, artık onu “Gâvur Mümin” olarak tanıyordu. İzmir halkı onun yaptığı kahramanlıkları çok sonraları öğrenecek, İzmir’de Milli Mücadele’nin en önemli isimlerinden birisi olduğu anlaşılacaktı. Osmanzâde Mümin Bey, 2 Temmuz 1934 tarihinde yürürlüğe giren Soyadı Kanunu’yla “Aksoy” soyadını aldı. Mümin Aksoy, Kurtuluş Savaşı ile ilgili hatıralarını yayınlamak istediyse de o dönemin Genelkurmay Başkanı olan Fevzi Çakmak Paşa buna izin vermedi. 1923 yılından vefat ettiği 1948 yılına kadar askerlik görevine devam etti. Bu süre zarfında İzmir, Burdur, Denizli, Van gibi illerde görev yaptı.  1948 yılında Albay rütbesiyle tayin olduğu yeni görev yeri olan Hakkâri’ye giderken Hakkâri-Van arasındaki Nebrinav yaylasında zatürreye yakalandı. Zatürre kısa bir süre içerisinde vereme dönüştü. Bu ağır hastalıktan kurtulamayan Mustafa Mümin Aksoy, 25 Ocak 1948 tarihinde doğup-büyüdüğü, kurtuluşu için yıllarını verdiği İzmir’de 58 yaşında vefat etti ve İzmir’e defnedildi. Verdiği büyük mücadele ile yakın tarihimizin en önemli kahramanlarından birisi olan Mustafa Mümin Aksoy, hiç evlenmedi. Vefatından kısa bir süre önce Muhsine Hanım ile nişanlandıysa da onun vefatından dolayı evlilik gerçekleşmedi.

            Vefatının ardından tek mirasçısı olan kız kardeşi İhsan Aksoy’a, 3.500 lira ölüm yardımı dışında hiçbir yardım yapılmadı, maaş bağlanmadı. Büyük bir vefasızlık sonucunda zaman içerisinde unutulan Osmanzâde Mümin Bey’in farklı hayat hikayesi, 2016-2018 yıllarında yayınlanan “Vatanım Sensin” dizisiyle yeniden gündeme geldikten sonra hayatı hakkında pek çok yazı ve kaleme alındı, hayatı birçok esere konu edildi. Onun hayat hikayesiyle ilgili en kapsamlı çalışmayı yapan ise Yaşar Aksoy oldu. Aksoy tarafından yazılan 2020 yılında Kırmızı Kedi Yayınları tarafından yayımlanan “Gâvur Mümin/Gazi Paşa’nın Casusu” adlı eser, nam-ı diğer “Gâvur Mümin” üzerine yazılan en kapsamlı eser olma özelliğini taşımaktadır, bu eser arşiv belgeleri, sözlü-yazılı ve görsel kaynaklar dikkate alınarak hazırlanmıştır. Kurtuluş Savaşı’nın bu büyük gazisinin, Mustafa Kemal Paşa ve Heyet-i Temsiliye’nin büyük casusunu bu yazı vesilesiyle rahmet ve minnetle anıyoruz. Ruhu şad olsun.

KAYNAKLAR

Devlet Arşivleri Başkanlığı Cumhuriyet Arşivi, 30-11-1-0/169-25-18.    

Devlet Arşivleri Başkanlığı Cumhuriyet Arşivi, 30-11-1-0/185-29-11.     

Ahmet Mehmetefendioğlu, “İşgal İzmir’inin ‘İlk Haini’ Kurtuluş’un ‘Son Kahramanı’ ‘Gâvur Mümin”, İzmir Tarih ve Toplum Dergisi, Ocak 2010, s. 5-9.

Ahmet Mehmetefendioğlu, “9 Eylül’ün Bilinmeyen Kahramanları”, Kurtuluş Dergisi, İzmir, Eylül 2020, s. 64-70.

Ayşe Hür, "'İstiklal Savaşı'nın iki casusu: Gavûr Mümin ve Mustafa Sagir", Radikal Gazetesi, 4 Mayıs Pazar 2014.

Erdoğan Baysal, Yüzbaşı Gavur Mümin/Heyeti Temsiliye’nin İzmirli Casusu, Göl Kitap, İstanbul, 2011.

Hüseyin Işık, “Unuttuğumuz Bir Kahraman: Mümin Aksoy”, Askeri Tarih Bülteni, Sayı: 42, Şubat 1997, s. 52–67.

Yaşar Aksoy, Gâvur Mümin/Gazi Paşa’nın Casusu, Kırmızı Kedi Yayınları, İstanbul, 2020.

Görsel I: (Gâvur) Mümin Aksoy’un ve İzmir’de bulunan mezarının fotoğrafları

Görsel II: Mümin Aksoy’un Van Bölge Komutanlığı’na atanması ile ilgili Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi, (Kararnamede dönemin Cumhurbaşkanı İsmet İnönü, Başbakan Şükrü Saraçoğlu ve İçişleri Bakanı Hilmi Uran’ın imzaları görülmekte)

 

Yazıya ifade bırak !
Okuyucu Yorumları (1)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve gebzehurses.com sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Mehmet Akif
(14.12.2025 21:51 - #350)
Muhammed hocam çok büyük adam vesselam
Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve gebzehurses.com sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
(0) (0)
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.