Kl. Psk. Ecem Beyza YAVUZ
Köşe Yazarı
Kl. Psk. Ecem Beyza YAVUZ
 

Kriz Zamanlarında Psikolojik İyilik Hali: Dayanıklılığın İncelikleri

Krizler, hayatın inkâr edilemez gerçeklerinden biridir. Beklenmedik gündelik sorunlardan büyük çaplı afetlere, ekonomik dalgalanmalardan kişisel kayıplara kadar farklı biçimlerde karşımıza çıkar. Her biri, bireyin alışageldiği düzeni aniden kesintiye uğratabilir. Kriz, yalnızca dışsal koşulların değişmesi değil; aynı zamanda içsel denge ve sürekliliğin de sarsılması anlamına gelir. Böyle dönemlerde en temel ihtiyaç, dayanıklılıktır. Dayanıklılığı yalnızca sert duruş veya sarsılmadan ayakta kalabilme becerisi olarak tanımlamak yanıltıcıdır. Asıl mesele, değişen koşullara uyum sağlayabilme, esneyebilme ve kırılmadan yeniden biçimlenebilmektedir. Gerçek dayanıklılık, yıkıcı görünen deneyimlerin ardından yeni bir düzen kurabilme ve yaşamla yeniden bağ kurabilme sürecinde ortaya çıkar. Psikolojik dayanıklılık, hiç sarsılmamak değildir; aksine, sarsıldıktan sonra toparlanabilme kapasitesidir. Bu toparlanma bazen hızlı olur, bazen zamana yayılır. İnsan kimi zaman “iyileşiyorum” sandığı bir anda tekrar düşebilir, kimi zaman ise beklemediği bir anda kendini daha güçlü hisseder. Dayanıklılığın doğrusal değil dalgalı bir süreç olduğunu kabul etmek, bireyin kendisine karşı sabırlı olmasını kolaylaştırır. Dayanıklılığı besleyen unsurlar çoğu zaman küçük ve görünmezdir. Sosyal bağlar bunun en temel örneğidir; insan en çok da paylaşıldığında iyileşir. Kriz anlarında güven veren bir sosyal çevre, anlaşılma duygusu ya da kişinin yanında hissedebileceği bir destek ağı, yeniden denge kurma sürecini kolaylaştırır. Anlam arayışı da aynı derecede önemlidir. Zorlayıcı bir deneyim sırasında “bunun bana ne öğrettiğini” veya “bundan sonra neyi farklı yapabilirim” sorularını sorabilmek, yaşananları daha anlamlı hale getirir. Esneklik bir diğer önemli kaynaktır: Planların değişebileceğini ve belirsizliklerin hayatın parçası olduğunu kabul etmek, insanı kontrol edemediği durumlarla çatışmayı azaltır. Aynı şekilde, kendine şefkat de önemlidir. İnsan çoğu zaman başkalarına gösterdiği anlayışı kendisine göstermez; oysa kırılganlık anlarında kendine nazik davranabilmek, toparlanma sürecini destekler. Dayanıklılığın incelikleri, kimi zamanlarda ise küçük ayrıntılarda gizlidir. Krizle birlikte hayatın yavaşladığı anlarda bir fincan kahvenin kokusunu fark etmek, günlük yürüyüşlerin ritmine tutunmak, sevdiklerine sarılmak ya da sadece mevcut anı hissedebilmek… Tüm bunlar birer “küçük kaynak” olarak psikolojik dengeyi destekler. Dayanıklılık, yalnızca büyük adımlarla değil, küçük ama sürdürülebilir dokunuşlarla da gelişir. Krizler kaçınılmazdır; bunu değiştiremeyiz. Ancak onları karşılama biçimimizi, kırılganlıklarımızın yanında saklı duran esnekliğimizi, küçük kaynaklarımızı ve birbirimize temas etme yollarımızı değiştirebiliriz. Dayanıklılığın gerçek incelikleri, işte tam da bu görünmez alanlarda saklıdır. Çoğu zaman, en zor anlarda insanı ayakta tutan şey, bu incelikleri fark edebilmek ve onlarla bağlantı kurabilmektir. Bireysel dayanıklılığı güçlendiren unsurların yanı sıra, profesyonel destek de önemli bir rol oynar. Bireyin kendi baş etme kaynakları kimi zaman destek gerektirebilir. Böyle durumlarda psikolojik destek almak, yaşanan krizi anlamlandırmaya, duygusal yükü paylaşmaya ve yeni baş etme yolları geliştirmeye yardımcı olur. Görüş, öneri ve talepleriniz için psk.ecembeyza@gmail.com adresine e-posta gönderebilir ya da 0532 229 82 12 numaralı telefondan iletişime geçebilirsiniz.
Ekleme Tarihi: 30 Eylül 2025 -Salı

Kriz Zamanlarında Psikolojik İyilik Hali: Dayanıklılığın İncelikleri

Krizler, hayatın inkâr edilemez gerçeklerinden biridir. Beklenmedik gündelik sorunlardan büyük çaplı afetlere, ekonomik dalgalanmalardan kişisel kayıplara kadar farklı biçimlerde karşımıza çıkar. Her biri, bireyin alışageldiği düzeni aniden kesintiye uğratabilir. Kriz, yalnızca dışsal koşulların değişmesi değil; aynı zamanda içsel denge ve sürekliliğin de sarsılması anlamına gelir. Böyle dönemlerde en temel ihtiyaç, dayanıklılıktır.

Dayanıklılığı yalnızca sert duruş veya sarsılmadan ayakta kalabilme becerisi olarak tanımlamak yanıltıcıdır. Asıl mesele, değişen koşullara uyum sağlayabilme, esneyebilme ve kırılmadan yeniden biçimlenebilmektedir. Gerçek dayanıklılık, yıkıcı görünen deneyimlerin ardından yeni bir düzen kurabilme ve yaşamla yeniden bağ kurabilme sürecinde ortaya çıkar.

Psikolojik dayanıklılık, hiç sarsılmamak değildir; aksine, sarsıldıktan sonra toparlanabilme kapasitesidir. Bu toparlanma bazen hızlı olur, bazen zamana yayılır. İnsan kimi zaman “iyileşiyorum” sandığı bir anda tekrar düşebilir, kimi zaman ise beklemediği bir anda kendini daha güçlü hisseder. Dayanıklılığın doğrusal değil dalgalı bir süreç olduğunu kabul etmek, bireyin kendisine karşı sabırlı olmasını kolaylaştırır.

Dayanıklılığı besleyen unsurlar çoğu zaman küçük ve görünmezdir. Sosyal bağlar bunun en temel örneğidir; insan en çok da paylaşıldığında iyileşir. Kriz anlarında güven veren bir sosyal çevre, anlaşılma duygusu ya da kişinin yanında hissedebileceği bir destek ağı, yeniden denge kurma sürecini kolaylaştırır. Anlam arayışı da aynı derecede önemlidir. Zorlayıcı bir deneyim sırasında “bunun bana ne öğrettiğini” veya “bundan sonra neyi farklı yapabilirim” sorularını sorabilmek, yaşananları daha anlamlı hale getirir.

Esneklik bir diğer önemli kaynaktır: Planların değişebileceğini ve belirsizliklerin hayatın parçası olduğunu kabul etmek, insanı kontrol edemediği durumlarla çatışmayı azaltır. Aynı şekilde, kendine şefkat de önemlidir. İnsan çoğu zaman başkalarına gösterdiği anlayışı kendisine göstermez; oysa kırılganlık anlarında kendine nazik davranabilmek, toparlanma sürecini destekler.

Dayanıklılığın incelikleri, kimi zamanlarda ise küçük ayrıntılarda gizlidir. Krizle birlikte hayatın yavaşladığı anlarda bir fincan kahvenin kokusunu fark etmek, günlük yürüyüşlerin ritmine tutunmak, sevdiklerine sarılmak ya da sadece mevcut anı hissedebilmek… Tüm bunlar birer “küçük kaynak” olarak psikolojik dengeyi destekler. Dayanıklılık, yalnızca büyük adımlarla değil, küçük ama sürdürülebilir dokunuşlarla da gelişir.

Krizler kaçınılmazdır; bunu değiştiremeyiz. Ancak onları karşılama biçimimizi, kırılganlıklarımızın yanında saklı duran esnekliğimizi, küçük kaynaklarımızı ve birbirimize temas etme yollarımızı değiştirebiliriz. Dayanıklılığın gerçek incelikleri, işte tam da bu görünmez alanlarda saklıdır. Çoğu zaman, en zor anlarda insanı ayakta tutan şey, bu incelikleri fark edebilmek ve onlarla bağlantı kurabilmektir.

Bireysel dayanıklılığı güçlendiren unsurların yanı sıra, profesyonel destek de önemli bir rol oynar. Bireyin kendi baş etme kaynakları kimi zaman destek gerektirebilir. Böyle durumlarda psikolojik destek almak, yaşanan krizi anlamlandırmaya, duygusal yükü paylaşmaya ve yeni baş etme yolları geliştirmeye yardımcı olur.

Görüş, öneri ve talepleriniz için psk.ecembeyza@gmail.com adresine e-posta gönderebilir ya da 0532 229 82 12 numaralı telefondan iletişime geçebilirsiniz.

Yazıya ifade bırak !
Okuyucu Yorumları (0)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve gebzehurses.com sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.